AURA COLL Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen |

AURA COLL Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen

 AURA COLL Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen

AURA COLL Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen

20.08.2016

Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen

Kıkırdağın Temel Yapıtaşı Tip II Kollajen

Tip II kollajen yapısı aminoasitlerin kuvvetli peptid bağları ile bağlanmasından oluşmuş üçlü alfa helikal yapıda bir proteindir Vücuttaki görevi bağ dokuya destek sağlamak olan kollajenin bu sağlam yapısını peptid bağlarla sağlamasına rağmen taşıyabileceği yük aynı kalınlıktaki çelik halattan fazladır

Kıkırdağın ultrastrüktürel yapısında değişik dizilimlerde bolca bulunan kollajenin görevi kıkırdak dokusuna hem sağlamlığı hem de esnekliği sağlamaktır Yapısındaki tip II kollajen sayesinde kıkırdak maruz kaldığı basınç ve gerilme güçlerine karşı koyabilmektedir 

Kollajen fibrillerinin katılık ve sertlik özellikleri bu fibrillerin örmüş olduğu ağ, kıkırdak matriksinin diğer bir yapıtaşı olan proteoglikanların oluşturduğu şişme basıncına karşı bir dayanma gücü oluşturur Eğer osteoartrit (OA) varlığında olduğu gibi kollajen ağında bir dejenerasyon ve azalma mevcut ise, kollajenlerin toplam dayanma gücü azalacağından ve buna bağlı olarak negatif iyonlar daha fazla doku içine su çekebileceğinden kıkırdak dokusu su miktarı artar Bu artış, kıkırdağın mekanik özelliklerinde olumsuz yönde değişikliğe sebep olur
 

Osteoartrit’in Patogenezinde Tip II Kollajenin Rolü

Kıkırdağın temel yapıtaşı olan tip II kollajenin çok uzun ömürlü olduğunu, hatta artiküler kıkırdaktaki kollajenlerin bazılarının insanın hayatı boyunca aynı kollajen olduğunu bilinmektedir Eklem kıkırdağı kollajeni ile cilt dokusu kollajeninin karşılaştırıldığı bir araştırmada cilt dokusundaki kollajenin (tip I ve III) yarı ömrü 15 yıl saptanmış iken, eklem kıkırdağındaki kollajenin (tip II) yarı ömrü 117 yıl bulunmuş(1) Fakat kıkırdak dokusu yüke ve aşınmaya maruz kaldıkça kollajen liflerde ufak ufak kopmalar, aşınmalar oluşur Kıkırdak hücreleri kondrositlerin kopan bu kollajenleri yerine koyma yeteneği (turn-over) ise çok sınırlıdır Bunu az önceki çalışma üzerinden anlatacak olursak, cilt dokusu kanla besleniyor, hücreleri kolaylıkla bölünüp çoğalabiliyor, dolayısıyla turn-over’ı kıkırdağa göre yüksek, bu yüzden daha az bir ömre sahip kollajen ona yeterken kanla beslenme yeteneği dahi olmayan kıkırdak dokusu 117 yıl yarı ömre sahip bir kollajeni yapısında barındırmak zorunda Bu kadar yavaş olan turn-over’ı tek hareketlendiren ise kıkırdakta meydana gelen aşınmalar (osteoartrit’in erken fazı) Osteoartrit’teki sorun ise şöyle başlıyor; dejenere ve inflame olan kıkırdakta, osteoartrit’in erken safhalarında kondrositler önce kollajen sentezini arttırarak cevap veriyor Fakat yine erken safhada inflamasyon sebebiyle birçok yıkıcı sitokini de sentezlemiş bulunuyor Bunlar MMP3, MMP13, TNF alfa gibi genlerin aktive olması sonucu salgılanan ve kollajeni parçalayan çeşitli kollajenaz enzimleridir Bu yüzden erken safha sona erdikten sonra kollajen sentezi azalıyor Dolayısıyla kollajen fiberlere tutunan matriks proteinlerinde de kayıp oluyor Kollajeni azalan kıkırdak suyu çekiyor, sertliği ve sıkılığı azalıyor, yumuşuyor Kollajen üretiminin OA’nın erken safhasında arttıktan sonra geç safhada neden azaldığı ise başka bir araştırmada şöyle açıklanmış; artiküler eklemlerdeki hyalin kıkırdak organizasyonu bir kere oluşur, ve bu oluşumun degredasyonundan sonra aynı organizasyonu kondrositler tekrar rejenere edemezler(2) Bu yüzden kondrositlerin erken faz osteoartritteki kollajen üretimleri stoplanırOsteoartritin neden dizde, kalçada, ayakbileğinde daha sık iken omuzda, dirsekte çok daha nadir olmasının sebebi de bilindiği gibi aşınma ve yüke maruziyetin omuz ve dirsek gibi eklemlerde az olması, kollajendeki dejenerasyonun çok daha minimal seyretmesidir 


Osteoartrit Tedavisinin Bugünü Yarını

Osteoartritin bugün dünyada etkilediği kesim toplumun büyük bir kısmıdır Tedavi seçenekleri ağrı kesici anti-inflamatuar ilaçlar gibi kesin ve kalıcı olmayan, ayrıca yan etkileri bulunan medikal tedavi seçenekleri ile hasta için ağır ve komplikasyonlu bir tedavi şekli olan protez cerrahisi arasında sıkışıp kalmıştır Nitekim günümüzde kıkırdak dejenerasyonunu önlemek ve dejenere olmuş kıkırdağı yerine getirmek üzere birçok çalışma yapılmış ve yapılmaktadırBu çalışmalarda hedef ileri evre OA tablosu oluşmadan müdahale ile kıkırdak hasarını önlemek, ileri evre OA hastalarına ise protez dışında ek tedavi seçenekleri sunmaktır 
Aşınan kıkırdak yüzeyi sentetik yapıda, sağlam, kemiğe penetre olabilen ve kıkırdak organizasyonuna sahip bir materyal ile kaplanabilirse, protez gibi major bir cerrahiye kıyasla hasta için çok daha konforlu bir tedavi şekli olacaktır